oturuyorum, zaman sapması yaşıyorum kahve içtiğim 70x70 kare ahşap masada, arkadan soft bir müzik sesi geliyor. etrafımda insanlar çalışıyor konuşuyor. dışarda başka bir zaman ve akış.
mekan daralıyor genişliyor. önümdeki masa; küçükken dedemin o kalın gözlüklerini takıp yürüdüğüm zaman yerin eğrilerek küçük bedenimin benliğini içine alması gibi beni içine çekiyor. mekan eğrilmesi yaşıyorum sapan zaman doğruluyor.
ikisi asla bir arada sapmaz eğrilmez doğrulmaz, birinin olduğu yerde diğeri görünmez.
bilincimin derinliklerinden, bilinçaltıma oradan özüme temas eden bir kavşaktan dizeler fışkırıyor:
Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare, geniş bir anın
Parçalanmaz akışında.
Bir garip rüya rengiyle
Uyuşmuş gibi her şekil,
Rüzgarda uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil.
Başım sükutu öğüten
Uçsuz bucaksız değirmen;
İçim muradına ermiş
Abasız, postsuz bir derviş.
Kökü bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim,
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim.
Ahmet Hamdi TANPINAR
22 Ekim 2011 Cumartesi
geçişli
seni bana verdim
beni sana verdim
yol yakındı, o kadar yakın ki
yol yoktu
anladım ki; yol varsa zihinde-gidilecek bir yol,
aslında bir eziyet ve kaçış
çünkü sonunda bekleyen seni zaten varlığının içinde gizli
yol yok
sen varsın
ben varım
başlangıç yok, son yok
beni sana verdim
yol yakındı, o kadar yakın ki
yol yoktu
anladım ki; yol varsa zihinde-gidilecek bir yol,
aslında bir eziyet ve kaçış
çünkü sonunda bekleyen seni zaten varlığının içinde gizli
yol yok
sen varsın
ben varım
başlangıç yok, son yok
2 Ekim 2011 Pazar
Acaba...
zamanı geriye doğru yaşıyor olabilir miyiz aslında?
geldiğimiz yere geri dönmek için belki bunca çaba...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)