27 Aralık 2011 Salı

yükseliyorum zamanın dokusu altında
ve kokusu zamansız yanımın
kararsız sanrı ya da anlamsız bir sanı bu görüş
kokusu tadı var sandığım
dokunduğum yandığım
uzaklara uzasın bu şarkı
ucu bende de kalmasın artık
özgür kanatlarında yükselsin
zamanı ve tüm kararları bırakıyorum
kokusunu tadını yanıma alıyorum

yokluğu içime almak beni daha var eder mi?

bulandım.
bu duyguyu içimde nereye koyacağımı bilemiyorum.
işe mi dönüştürsem acıyı sanat kisvesi altında.
kahkahaya mı sürsem duygularımı çığlık çığlığa.
içimde nereye koyacağımı bilemedim korkuyu.
ne biçim yaratmışım bu dünyayı.
artık "hiç" 'bir' "şey" eskisi gibi olmayacak.
ancak yumuşadım.
bilmiyorum ne zaman akmaya başlayacağım.
sana bulandım
bana bulandım
cana bulandım.
bu duyguyu dışıma nasıl çıkaracağım.
bulantı kusacağım.
ancak yumuşadım

10 Kasım 2011 Perşembe

17Ekim.

Ufka bak, uzanıp tutmak istiyor insan.

Güneşin doğuşunu yukarıdan izledim bugün
Mavi deniz ile pembe gökyüzü kucaklaştı.
Sen gibi ve Ben gibi.
Önce arada bir ince çizgi ufuk vardı
Sonra
Yok oldu sınırlar
Mavi deniz pembe, pembe gök mavi oldu
Her şey dönüştü
Tüm renkler huzuruma teslim oldu.

Uykusuz gözlerinde uyumak istedim bugün
Ve sürekli niyet eden ellerinde uyanmak

Bugün senin
Yarın benim
Ve sonrası bizimdir artık.


2011-Gamze K.

22 Ekim 2011 Cumartesi

zaman...ey zaman...

oturuyorum, zaman sapması yaşıyorum kahve içtiğim 70x70 kare ahşap masada, arkadan soft bir müzik sesi geliyor. etrafımda insanlar çalışıyor konuşuyor. dışarda başka bir zaman ve akış.
mekan daralıyor genişliyor. önümdeki masa; küçükken dedemin o kalın gözlüklerini takıp yürüdüğüm zaman yerin eğrilerek küçük bedenimin benliğini içine alması gibi beni içine çekiyor. mekan eğrilmesi yaşıyorum sapan zaman doğruluyor.
ikisi asla bir arada sapmaz eğrilmez doğrulmaz, birinin olduğu yerde diğeri görünmez.
bilincimin derinliklerinden, bilinçaltıma oradan özüme temas eden bir kavşaktan dizeler fışkırıyor:

Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare, geniş bir anın
Parçalanmaz akışında.

Bir garip rüya rengiyle
Uyuşmuş gibi her şekil,
Rüzgarda uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil.

Başım sükutu öğüten
Uçsuz bucaksız değirmen;
İçim muradına ermiş
Abasız, postsuz bir derviş.

Kökü bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim,
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim.

Ahmet Hamdi TANPINAR

geçişli

seni bana verdim
beni sana verdim

yol yakındı, o kadar yakın ki
yol yoktu

anladım ki; yol varsa zihinde-gidilecek bir yol,
aslında bir eziyet ve kaçış
çünkü sonunda bekleyen seni zaten varlığının içinde gizli

yol yok
sen varsın
ben varım
başlangıç yok, son yok

2 Ekim 2011 Pazar

Acaba...

zamanı geriye doğru yaşıyor olabilir miyiz aslında?

geldiğimiz yere geri dönmek için belki bunca çaba...

20 Ağustos 2011 Cumartesi

movement


Yine aynı his.

durup durup yeniden giriyor bedenime, zihnime bir yerlerden. ilkinden farklı değil ama aynı da değil.

bedenim koca bir kalp atışı sanki

ve tüm eşya çevremde dönüyor.

varlıklar hareket halinde

varoluşun kalp atışının tam göbeğindeyim.

hayat ağacnın köklerine yaslanmış dallarında sallanıyorum rüzgarda uğuldayarak

yine aynı his nereden geldi ilk kez ve niye tekrar ediyor bilemem

hep değil ama hiç olmadığı için şükrediyorum

yazdıkça yokolan bu hissi bırakamıyorum

yazmayı bırakıyorum.